Merhaba,Hatırlıyorum da..“Yolüstü Lezzet Durakları”maceramız, birgün Mehmet Yaşin’in beni telefondan aramasıyla başladı. Onu yazılarından tanıyordum. Ama asıl önemlisi, daha önce birlikte Karadenizde çektiğimiz “Atlas” belgeselinden geliyordu sıkı muhabbetimiz. Biraz da Doğan Kitap’tan... Yani sevdiğimiz saydığımız bir “ağabeyimiz”dir kendisi...
Her zamanki gibi çok sevdiğim işimi, yani belgesellerimi yapıyordum...
Mehmet Yaşin telefonun öteki ucundan sesleniyordu bana...
Lezzet Durakları projesinden bahsetti. Güzel ama oldukça yorucu bir program önerisiydi bu. Çok da riskli... Riski dağlardan bayırdan gelmiyordu tabii ki. Dağlar bayırlar bizim kendimizi en rahat, en güvenli hissettiğimiz mekanlardır aslında... Riski yemeklerden, köftelerden, kebaplardan ve tatlılardan geliyordu. İlk anda bu riski çok da önemsemedim. Sonra anladım bu riskin ne kadar da büyük olduğunu... Zaten bir müddet sonra da bize “göbek” olarak geri dönmeye başladı...
Telefondaki adamı kıramazdım elbette. Kabul ettim... Ve programın Yapımcı - Yönetmeni oldum... Programın ilk çekimlerine İzmir, Manisa ve Ayvalık’ta başladık. İlk programlar çok ses getirdi. Öyle ki, herkes Mehmet Yaşin’in Ayvalık’ta yediği tostun iştah açıcı sesinden bahsediyordu. Kısaca program göze olduğu kadar kulağa da hitap ediyordu. Bu bende farklı bir çağrışım yarattı. Eğer görüntü-ses dozajını biraz daha yüksek tutarsam tutarsam herkesi de ekran başına bağlayabilirdim. Nitekim de öyle oldu...
“Yolüstü Lezzet durakları” aslında bir belgeseldir. Belgeseller o anı belgeler ve geleceğe de ışık tutar. Amacımız; izleyiciye nerede, ne yeneceğini anlatmaktı tabii ki. Ama bunu belgesel tadında yapmaya gayret ettik. Gittiğimiz mekanların tarihini, çektiğimiz yiyeceklerin nerelerden, hangi kuşaklardan nasıl geldiğini de anlatmak istedik... Bunları yaparken de eski fotoğraflardan ve belgelerden yararlandık... Yeni görüntülerle eski görüntüleri harmanlayarak bir lezzet belgeseli yaptık kısaca...
Belgesele ilgi de günden güne çığ gibi büyüdü. Sonunda çok sayıda mailler almaya başladık. Bu mailler belgeseli izleyemeyenlerden geliyordu. Sorular genelde hep şöyleydi; Haftasonu şehir dışına çıkacağım, acaba gittiğim yerde nerede leziz yemek yiyebilirim?... Ya da kaçırdığım programı nasıl izleyebilirim?... İlk başlarda bazı izleyicilerimize yardımcı olmaya çalıştım. Ama olacak gibi değildi. Sonra aklıma bir fikir geldi. Eğer belgeselin internet sitesini kurarsam tüm izleyicilerimiz de takip edebilirdi. Konuyu Mehmet yaşin’e açtım. O da gerekli yardımı yapacağını söyledi. Ve böylece www.lezzetduragi.net doğmuş oldu...
Belgesel yönetmenliği, Editörlüğü derken, devamlı yazacağım bu köşede bir de başlık bulmalıydım. Aklıma bu isimden başka bir isim gelmedi doğrusu; Yeditör...
Bundan böyle tavsiyelerinizi, bilgilerinizi, şikayetlerinizi ya da sorularınızı bize sorabilirsiniz. Size lezzetli yolculuklar dilerim...
Cengiz Özkarabekir
Yazarın makale arşivine ulaşabilmek için tıklayınız...